3 Haziran 2008 Salı

2008-45 UMUT: SOSYALİZM - 04.06.2008

Sosyalizm, 150 yıldır olduğu gibi bugün de varsılı daha varsıl, yoksulu ise daha yoksul kılan kapitalizme-liberalizme verilen en gerçekçi yanıt, sömürü düzenine karşı en gerçekçi seçenektir.

Sosyalizm, toplumculuktur. Sosyalistler, toplumun her bireyinin, başta özgürlük ve demokrasi olmak üzere insanlığın tüm evrensel değerlerine eşit biçimde layık olduğuna inanırlar. Sosyalizm, insanların siyasette, ekonomide, kültürde, sosyal yaşamda eşit şansa sahip olacakları bir düzendir.

Şans eşitliğinin olmadığı yerde özgürlükten söz edilemez; eşit olmayan birey özgür olamaz. Kapitalist düzende, düzenin sahibi olan, varoluşu sömürüye dayanan varsıl da özgür değildir, tutsaktır, kapitalist düzenin motoru olan hırsının tutsağıdır. Kendisi tutsak olan başkasına özgürlük veremez.

Kapitalist devlet de varsılların devletidir. Temel işlevi, tüm kurumlarıyla yoksullara, emekçilere, çalışan kesimlere karşı varsılların haklarını, onların varoluş koşullarını korumaktır.

Sosyalistler bu gerçeği bilerek örgütlenmeli, bu gerçeği bilerek savaşım vermelidirler.

Kaptalist düzende çalışan kesimlere, emekçilere, yoksullara verilen her türden haklar, özünde kapitalist devletin çaresiz durumlarda vermek zorunda kaldığı ödünler, sus paylarıdır. Çalışan kesimler, emekçiler, yoksullar kendilerine tanınan bu ‘haklar’ın, verilen ödünlerin, aldıkları sus paylarının her an geriye alınabileceklerinin bilincinde olmalıdırlar.

Savaşımla alınmayan, direnerek korunmayan hiçbir hakkın kalıcılığı yoktur.

Sosyalistler, kendilerini özgürlükçü, demokratik, dayanışmacı, eşitlikçi bir düzene götürecek yolu yine kendileri açacaklar, bu savaşım sürecinde özgürleşeceklerdir. Bir bireyin özgür olduğuna inanması, bunu duyumsaması, sahip olabileceği en güzel duygudur. Salt bu duyguyu tadabilmek için bile bir yaşam boyu savaşım vermeye değer. Çağımızda insana özgürlük duygusunu tatma olanağı veren tek dünya görüşü sosyalizmdir.

Sosyalizm, tikelci bir dünya görüşü değildir, içinde farklı görüşlere yer vermelidir. Ancak kendi içinde farklı yöntemsel görüşler barındıran bir sosyalizm sağlıklı olabilir. Dolayısıyla 21. yüzyıl sosyalizmi sağlıklı ve güçlü olabilmek için kendi içinde çoğulcu olmalıdır. Çağdaş sosyalist örgütlenme aynı hedef doğrultusunda yola çıkan, fakat yöntemlerinde farklılıklar taşıyan ‘sosyalist’ akımları bünyesine almalıdır. Sosyalist örgütlenmede çoğulculuk ilkesi, sosyalist düşüncenin gelişmesinde, sosyalist düşüncelerin hayatta karşılıklarını bulmasında en önemli ve vazgeçilemez itici güçtür.

Sosyalist örgütlenme, kendisini ‘sosyalist’ olarak tanımlayan her bireyi kucaklamalıdır. Her siyasal/ideolojik düşünce gibi sosyalist düşünce de tartışarak gelişir. İdeolojiler, özgür düşünen, düşüncelerini özgürce ifade edebilen bireyler tarafından zenginleştirilir.

Dünyanın durumu da, Türkiye’nin durumu da ortadadır. Nesnel koşullar son 150 yılın hiçbir kesitinde olmadığı kadar sosyalizmin lehinedir.

Dünyanın hammadde kaynakları hızla tükenmektedir. En zengin petrol rezervlerinin tüketim ömrü en fazla 50 yıldır. Hammadde kaynaklarının tükenmesine koşut olarak savaş tehlikesi de büyümektedir. Küresel emperyalizm, varolmakla çökmek arasındaki seçimini eninde sonunda 3. Paylaşım Savaşı’ndan yana yapacaktır.

Afrika kıtası kısa erimde açlıkla karşı karşıyadır. Küresel ısınma yeryüzünde iklim değişikliklerine yol açmakta, Kuzey Kutbunda buzullar çözülmekte, insanlığı büyük tehlikeler beklemektedir.

Türkiye’nin emperyalizme karşı borç yükümlülükleri artmakta, aynı süreçte varsıl daha varsıllaşırken, halkın geniş kesimleri hızla yoksullaşmaktadır.

Gün, umutları yeşertme günüdür. Gün, umudun nerede olduğunun bilincine varma günüdür. Gün, özgürlüğe giden yolları açmaya başlama günüdür.

Umut da, özgürlük de gelen gündedir.

Umut, sosyalizmdir.

1 yorum:

sadeceözgür dedi ki...

Merhaba Deniz Bey,
O kadar sevindim ki yazılarınızı blog sayfanıza koymanıza. Hatta blog sayfası edinmiş olmanıza. Okurlarınızla çok daha hızlı iletişim kuracaksınız eminim ki blog sayfanız sayesinde.
Büyük çoğunluk tutuldukları solculuk hastalığından tedavi olup liberalizm hidayetine ermenin rahatı içinde köşelerinde döktürürken, ısrarla ve inatla başka bir dünya mümkün diyebilmek, tüm yaşadığı zorluklara karşın bunu söylemeye devam etmek. İşte gerçek devrimcilik. Hele bir de işin teorisine köşesini ayırmak, ayırabilecek teorik altyapıyı oluşturmuş olup bunu sürekli diri tutabilmek.
Ne diyeyim iyi ki varsınız...
Saygılarımla,
Özgür - ANKARA